1. Ana Sayfa
  2. Dünya Tarihi
  3. 2. Dünya Savaşında Konferanslar

2. Dünya Savaşında Konferanslar

ikinci dünya savaşında konferanslar

Bu yazımızda 2. Dünya Savaşında Konferanslar ve bu konferansların sonuçlarına değineceğiz. İkinci Dünya Savaşı, 1939-1945 yılları arasında gerçekleşen birçok milletin katıldığı ve etkilendiği küresel çapta bir askeri çatışmadır. Bu savaş 2 grup arasında yaşanmıştır. ABD, SSCB, İngiltere, Fransa’nın başı çektiği Müttefikler ve Almanya, Japonya, İtalya’nın başı çektiği Mihver devletler. Böylesine geniş çaplı neredeyse tüm dünyaya yayılmış bir savaşın uluslararası olarak masaya yatırılması beklenir ki öyle olmuştur. Savaş süresince pek çok farklı yerde pek çok farklı sebeple konferanslar toplanmıştır. 2. Dünya Savaşında Konferanslar

2. Dünya Savaşında Konferanslar

1-) Atlantik Bildirisi: Amerika Başkanı Roosevelt ile İngiltere Başkanı Churchill yayınlamıştır. ABD savaşa girmeden önce, İngiltere ile savaş sonrasının şartlarını belirlemiştir. 9 Ağustos 1941 tarihinde yapılan toplantı sonucunda; iki devlet topraklarını genişletmek istemediklerini, bütün uluslara sınırları içinde güvenle yaşamak olanaklarını sağlayacak bir barışın yapılmasını arzuladıklarını bir bildiri ile açıkladılar. Atlantik Bildirisi olarak tanınan bu belge, liderlerce kabul edildi ve 14 Ağustos 1941’de ortak bir bildiri yayınlandı. Bu bildiriye göre,Savaş sonrası toprak kazanımı olmayacak.

* Bölge haklının onayı olmadan toprak değişikliği yapılamayacak.

* Uluslar kendi geleceklerini kendileri belirleyecekler.

* Uluslararası işbirliği geliştirilecek.

* Temel ham maddelerden tüm uluslar eşit şekilde faydalanacak.

* İnsanlar korku ve açlıktan kurtarılacak.

* Açık denizlerde ticaret serbestliği gerçekleştirilecek.

* Mihver Devletler silahtan arındırılacak ve savaştan sonra topyekün silahsızlanmaya gidilecek.

casablanca konferansı

2-) Casablanca Konferansı: 14-24 Ocak 1943 tarihlerinde Roosevelt ile Churchill arsında Casablanca’da yapılan görüşmelerdir. Türkiye’yi de ilgilendiren bir konferanstır. Konferans, Kuzey Afrika Cephesi’nden sonra savaşın nasıl şekillendirilmesi konusunu görüşmek üzere toplanmıştır. Alınan kararlar,

* Rusya üzerindeki baskıyı hafifletmek için Sicilya’ya çıkarma yapılacak ve Almanya üzerindeki baskı artırılacak.

* Almanya’nın gücü yeterince zayıflayınca Avrupa’da da bir cephe açılacak ve Almanya, Japonya ve İtalya kayıtsız şartsız teslim oluncaya kadar mücadeleye devam edilecek.

* Mihver Devletleri ile teslim olmaları dışında bir antlaşma yapılmayacak.

* Balkanlarda ikinci cephenin açılmasını mümkün kılmak için, Türkiye’nin de savaşa katılması konusunda gerekli askerî hazırlıklar yapılacak.

* Almanya, İtalya ve Japonya’nın liderleri yenilgiyi dünya kamuoyu önünde kabul edecektir.

3-) Washington Konferansı: 12-26 Mayıs 1943 tarihlerinde Roosevelt ile Churchill arasında Washington’da yapılan görüşmelerdir. Kuzey Afrika Cephesi’nin tasfiyesi üzerine alınacak yeni tedbirleri görüşmek üzere toplanmıştır. Alınan kararlar,

* İtalya işgal edilerek savaşta saf dışı bırakılacak.

* İkinci Cephenin Fransa’da açılması işi 1944 ilkbaharında tamamlanacak.

* Barışı koruma sorumluluğu ABD, İngiltere, SSCB ve Çin’e verilecek.

* Türk hava alanlarından yararlanmak için gerekli hazırlıklar yapılacak.

* Avrupa’da bir konfederasyon kurulacak ve bu, Tuna, Balkan ve İskandinav federasyonlarını ihtiva edecek.

* Türkiye de Balkan Federasyonu’na dâhil olacak.

* İngiltere ile Rusya arasında kuvvetli bir Fransa bulunacak, ayrıca Polonya ile Çekoslovakya Sovyetlerle iyi geçineceklerdir.

4-) Quebec Konferansı: Churchill, İngiliz Genel Kurmayı ve Amerikan Genel Kurmayı arasında 14-24 Ağustos 1943 tarihinde toplanan konferanstır. Bu konferans İtalya’da Mussolini’nin düşmesi üzerine ortaya çıkan yeni durum karşısında ikinci cephe meselesini yeni bir açıdan ele almak amacıyla toplanmıştır. Konferansta Churchill, ikinci cephenin Fransa yerine Türkiye’de açılmasında çok ısrar etmiş fakat görüşünü kabul ettirememiştir. Alınan kararlar;
İkinci cephe Fransa’da Normandiya kıyılarında açılacak ve bunun hazırlanması sorumluluğu da Amerika’da olacak.
Almanya’nın bombalanmasına ve İtalya’nın işgal edilmesine kararlılıkla devam edilecektir.

moskova konferansı

5-) Moskova Konferansı: 1943 yılı Ekim ayında Moskova’da Dışişleri Bakanları düzeyinde toplanan, Tahran Zirvesi’nin hazırlığı niteliğindeki ve II. Dünya Savaşı’nın yürütülmesinin yanısıra savaş sonrası düzen ile ilgilenen Konferanstır. Savaş sonrası düzeni için yapılan ilk toplantı olarak kabul edilmektedir. Konferans, Türkiye açısından da önem taşımaktadır. Konferansa İngiltere’den Sir Anthony Eden, ABD’den Cordell Hull, Sovyetler Birliği’nden Vyacheslav Molotov ile Çin Dışişleri Bakanı katılmıştır. Konferansta “Savaş sonrası düzen” için yapılan ilk toplantı olarak kabul edilmektedir. Alınan başlıca kararlar,Sovyetler Birliği Almanya’ya karşı nihaî zafere kadar savaşacağı konusunda güvence vermiştir.

* Sovyetler Birliği, savaştan sonra barışı sürdürebilmek için bütün devletlerin eşit haklarla katılabileceği uluslararası bir örgütü destekleyeceğini söylemiştir. (Bu karar Birleşmiş Milletlerin kurulmasına ortam hazırlamıştır.)

* Avusturya’nın işgale uğramış dost bir ülke olduğu ve savaştan sonra kendisiyle bir barış antlaşması yapılmasının söz konusu olmadığı konusunda anlaşmaya varılmıştır.

* Savaş suçlularının 2. Dünya Savaşı sonunda oluşturulacak bir mahkemede yargılanması karara bağlanmıştır.

* Konferansta kabul edilen ve yayımlanan “Kurtarılmış Avrupa Deklarasyonu” ile Almanya’da Nazizm’in İtalya’da ise Faşizmin tasfiyesi kararlaştırılmıştır.

6-) Kahire Konferansı: 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Uzak Doğu’daki gelişmeleri değerlendirmek amacıyla; Roosevelt, Churchill ve Mareşal Chiang Kai-Shek arasında 22-26 Kasım 1943 tarihlerinde Kahire’de yapılmıştır. Tahran Konferansı’nın ön hazırlığı anlamına gelen bu konferansta, Churchill ikinci cephenin Balkanlarda açılması fikrini savunmuşsa da bu fikir kabul görmemiştir. Konferansta; Uzak Doğu’daki savaşta nasıl hareket edileceği, Japonya’nın I. Dünya Savaşı’ndan sonra ele geçirdiği topraklardan çıkarılması ve Kore’nin bağımsızlığının sağlanması konuları ele alınmıştır. Uzak Doğu’da çıkarları olan diğer devletlerin konferansa katılmaması nedeniyle bir sonuca varılamamıştır.

tahran konferansı

7-) Tahran Konferansı: Kasım 1943’de Roosevelt, Churchill ve Stalin arasında yapılmıştır. Şifre adından dolayı konferans “Eureka” adıyla da bilinmektedir. Oder Nehri’ne kadarki Alman topraklarının Polonya’ya verilmesi kabul edilmiştir. Savaş sonrası barış düzeninin korunması için bir milletlerarası teşkilât kurulması fikri taraflarca kabul edilmekle beraber, SSCB dört büyük devlet arasına Çin’in de katılmasına itiraz etmiş fakat isteklerini kabul ettirememiştir. Ruslar ikinci cephenin açılmasında yine ısrar etmişler ve bu ısrarın sonucu olarak bu cephenin açılması tarihi 1 Mayıs 1944 olarak tespit edilmiştir.

Churchill, ikinci cephenin Balkanlarda açılması fikrini Ruslara da kabul ettirememiştir. İkinci cephe ile ilgili olarak, Türkiye’nin de savaşa katılmasına karar verilmiştir. Savaş sonrası barış düzeninin korunması için bir milletlerarası teşkilat kurulması fikri bütün taraflarca kabul edilmekle beraber, Ruslar, dört büyük devlet arasına Çin’in de katılmasına yine itiraz etmişler, fakat onlar da isteklerini kabul ettirememişlerdir. Moskova Konferansı’nda olduğu gibi bu konferansta da Polonya meselesi söz konusu olmuştur.Ruslar Londra’daki mülteci Polonya Hükümeti’ni tanımayı yine reddetmişlerdir. Polonya’nın sınırları meselesinde ise, Oder Nehri’ne kadar olan Alman topraklarının Polonya’ya verilmesi kabul edilmiştir. Tahran Konferansı’nda birçok önemli meseleler de, gayri resmi toplantılarda yapılan özel konuşmaların konusunu teşkil etmiştir. Bunların çoğu da Rusya ile ilgili olmuştur. Mesela Roosevelt, Rusların Baltık, Türk Boğazları ve Pasifik’in sıcak sularına çıkma arzusunu sempati ile karşıladığını belirtmiştir. Ruslar Finlandiya’dan da toprak istekleri olduğunu da belirtmişlerdir.

Bir yemekte Churchill, Stalin’e, savaştan sonra Rusların toprak istekleri olup olmayacağını sorduğu zaman, Stalin “Vakti geldiğinde konuşacağız” demiştir. Bu konuşmalarda ortaya çıkan ilgi çekici noktalardan biri de, Sovyetlerin Almanya’dan duyduğu derin korku idi. Bu sebeple, Almanya’nın adamakıllı ezilmesini ve parçalanmasını istiyorlardı. Buna karşılık Churchill, Almanya’nın 5 ayrı bağımsız devlete bölünmesini ileri sürmüştür. Yine bir yemekte Stalin, Almanya’nın tesliminden sonra 50.000 Alman subayının kurşuna dizilmesini teklif edecek kadar ileri gitmiştir. Tahran Konferansı’nın önemli sonucu zafere doğru yaklaşıldıkça müttefikler arasındaki görüş ayrılıklarının da belirmeye başlamasıydı. Churchill durmadan ikinci cephenin Balkanlar’da açılmasını ileri sürmüştü. Çünkü Sovyetlerin Balkanlar’a girip bir daha çıkmamalarından endişe etmekteydi. Tabii bunu Ruslar da fark ettiklerinden, bu fikre karşı gelmişlerdir.

Roosevelt ise, Tahran’da mümkün olduğu kadar Stalin’e kur yapmaya çalışmış ve savaştan sonra Sovyetlerle sıkı bir işbirliği yapabileceği hayaline kapılmıştı. İngiltere ile Amerika arasındaki bu görüş ayrılığı, savaş sonrası tasarıları bakımından Sovyetleri çok hoşnut bırakmış ve bu sebeple de Stalin, Tahran Konferansı’nda savaş sonrası için fazla bağlayıcı taahhütlere girişmekten özellikle kaçınmıştır.

8- ) İkinci Kahire Konferansı: 4-6 Aralık 1943 tarihlerinde Roosevelt, Churchill ve İsmet İnönü arasında Kahire’de gerçekleşen görüşmelerdir. Toplanma amacı Türkiye’yi Müttefik Devletler yanında savaşa sokmaktır. Savaşın başlarında Türkiye’ye tarafsız kalmasını öneren bu liderlerin amacı SSCB tehlikesine karşı Balkanlarda bir cephe açma isteğidir. Konferansın sonunda, Türkiye’nin tarafsızlığının devam etmesine karar verildi. Ayrıca Müttefik Devletlerin bölgedeki muhtemel hava operasyonları için Adana yakınlarında İncirlik Hava Üssü’nün inşa edilmesine karar verildi fakat inşaat II. Dünya Savaşı bittikten sonra başladı.

9-) Dumbarton Oaks Konferansı: 21 Ağustos – 7 Ekim 1944 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Birleşmiş Milletlerin kuruluş ve faaliyetleri hakkındaki ön çalışmaların yapıldığı konferans. İki ayrı safhadan oluşan konferansın ilk ve önemli olan safhasına ABD, İngiltere ve Sovyetler Birliği katılmış, ikinci safhada Çin de yer almıştır. Konferansta Milletler Cemiyeti yerine kurulacak yeni uluslararası örgütle ilgili görüş alışverişinde bulunulup önerilerle ilgili taslak planlar hazırlanmıştır. Konferansta büyük güçlerin kurulmasını amaçladıkları dünya örgütünün yapısı konusunda büyük oranda anlaşmaya varılmış. Anlaşılamayan konuların çözümü (veto hakkının kullanımı, üyelik, bunalımların çözüm şekli) Yalta Konferansı’na bırakılmıştır. Dumbarton Oaks Konferansı’nda hazırlanan öneriler taslağı 1945 yılında düzenlenen San Fransisco Konferansı sonunda yayınlanan Birleşmiş Milletler Andlaşmasına birkaç değişiklik dışında temel olmuştur.

10-) İkinci Moskova Konferansı: Balkanların ve Orta Avrupa’nın durumu Churchill’in çok canını sıkıyordu. Sovyet yayılmasını önlemek için Stalin’le bir anlaşma yapmak üzere Moskova’ya gitti ve 9–20 Ekim 1944’de Stalin ile görüştü. Balkan memleketlerinin iki devlet arasında nüfuz bölgelerine ayrılışı konusunda bir anlaşmaya varmaya muvaffak oldu. Romanya, Rus, Yunanistan ve İngiliz nüfuzuna terk edildi. Yugoslavya ve Macaristan %50 İngiliz, %50 Rus nüfuzu altında olacaktı. Bulgaristan için bu oranlar, %75 Rus, %25 İngiliz idi. Bu yüzde oranlarının anlamı, kabinelere girecek ve orada temsil edilecek siyasal eğilimlerin oranlarıydı. Polonya meselesinde uzlaşma olamadı. Konferansa, Londra’daki mülteci Polonya Hükümeti’nin temsilcisiyle, Rusların nüfuzu altında bulunan Lublin Komitesi’nin temsilcileri de davet edilmişti. Londra Komitesi, Polonya kabinesine bir miktar komünistin alınmasını kabul ettiyse de, Lublin Komitesi bu oranın %50–50 olmasında ısrar edince, bir anlaşmaya varılamadı.

11-) Yalta Konferansı: Almanya’nın çökmesinin ardından hangi bölgelerin kimin denetiminde olacağı ya da kimlerin nereleri kurtaracağı konusunda anlaşmazlıkları çözüme kavuşturmak ve “savaş sonrası dünyasını” ana çizgileriyle düzenlemek amacıyla 4-11 Şubat 1945 tarihinde SSCB’nin Yalta kentinde toplanmıştır. Konferansa Roosevelt, Churchill ve Stalin katılmıştır. Başlıca alınan kararlar;

* SSCB, Almanya’nın teslim olmasından kısa bir süre sonra Japonya’ya savaş açmayı ve Uzak Doğu savaşına katılmayı kabul etmiştir.

* Almanya üç işgal bölgesine ayrılacak, fakat İngiltere ve Amerika kendi bölgelerinde Fransa’ya da bir kısım bırakacaklardı. Aynı şekilde Berlin şehri de ortak işgal altında bulunacaktı.

* SSCB, Almanya’nın 20 milyar dolar tamirat borcu ödemesini ve bunun yarısının kendilerine verilmesini; bahse konu borcun da yarısının iki yıl içinde makine, sınaî teçhizat seklinde menkul sermaye olarak, geri kalan bakiyenin de 10 yıl içinde Almanya’nın çeşitli ürünlerinden ödemesini ve Alman ağır sanayinin % 80’inin yok edilmesini teklif etmişlerdir. Ancak bu teklif ABD ve İngiltere tarafından çok ağır bulunmuş ve 20 milyar rakamı esas olmak kaydıyla ödeme şekli ileriki müzakerelere bırakılmıştır.

* Birleşmiş Milletler’in kurulması da kabul edilmiş ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin temel ilkeleri belirlenmiştir. Buna göre 1 Mart 1945’e kadar ortak düşmana savaş ilan etmiş olanların üyeliğe alınmalarına karar verilmiştir.

Üç lider, bunlardan başka “Kurtulan Avrupa Hakkında Bildiri” başlığı altında, bir de bildiri yayınladılar. Bununla, Nazi egemenliğinden kurtulan uluslara, “Atlantik Bildirisi” esasları çerçevesinde barış için gerekli koşulları hazırlamak ve kalkınmalarını sağlamak için önlemler almak ve ulus iradesine göre hükümet kurmalarını gerçekleştirmek; Polonya’nın yeniden hayat bulmasını sağlamak ve bu amaçla “Ulusal Birlik Geçici Polonya Hükümeti” adıyla bir hükümeti kurmak; Yugoslavya’da iç birliğin sağlanarak yeni bir hükümetin oluşturulmasını gerçekleştirmek için, karar aldıklarını açıkladılar.

Yalta’da üç lider, bunların yanı sıra, Sovyetler Birliği’nin Japonya’ya savaş açmasını ve buna karşılık Kuril adalarını almasını, Boğazlar statüsünün Sovyetler Birliği lehine değiştirilmesini ve durumun Türkiye’ye bildirilmesine karar verdiler.

Görüldüğü gibi Müttefik Devletler, daha çok Avrupa ile ilgili olmak üzere aldıkları kararlarla, savaşı zaferle sona erdirmek ve ondan sonra da kendi düşüncelerine ve çıkarlarına göre yeni bir Avrupa statüsünü kurmak için çeşitli konularda anlaşmışlardır. Bu kararlar çerçevesinde Yalta Konferansından, özellikle Birleşmiş Milletler Örgütü hakkında alınan kararlardan dolayı Roosevelt memnun kaldı. Fakat Churchill, Sovyet Rusya’ya fazla ödün verildiği gerekçesiyle memnun değildi. Genel olarak ise, üç devletin her birinin konferanstan bekledikleri arasında büyük farklılıklar bulunduğundan, görüşmeler sırasında birçok konuda anlaşmaya varılamadı. Müttefikler arasındaki bu farklı tutum ve davranış da, savaş sırasında meydana getirilmiş olan Büyük İttifakın sonunun gelmesine yol açtı. Böylece de, Müttefikler arasında işbirliği dönemi sona erdi. Bundan sonra aralarında rekabet ve mücadele dönemi başladı.

san francisco konferansı

12-) San Francisco Konferansı: Aralarında Türkiye’nin de yer aldığı toplam 51 devlet temsilcisinin katıldığı bu konferans, Birleşmiş Milletlerin kurucu antlaşmasını kabul etmek ve imzalamak amacıyla 26 Haziran 1945’de toplanmıştır. Fransa’nın da katılımıyla ABD, İngiltere, SSCB ve Çin’e Birleşmiş Milletlerin Güvenlik Konseyi’nde daimî üyelik ve veto hakkı verilmiştir. BM Antlaşması’nı imzalayan 51 devletten biri Türkiye’dir. Bu yüzden Türkiye BM’nin kurucu üyesi konumundadır.

Konferansa, Yalta Konferansı’nda varılan karar gereğince, dört “Davetçi Devlet” adına Amerika Birleşik Devletleri tarafından yapılan davet üzerine, 46 devlet ve bunların 1.200 temsilcisi katılmıştır. Tarafsız devletlerle, Birleşmiş Milletler üyelerinden herhangi birisiyle savaş halinde bulunan devletler konferansa davet edilmemiştir. Bundan dolayı da bu konferans, bir galip devletler konferansı niteliğini taşımıştır. San Fransisco Konferansı, başlangıçta bazı çevrelerce, siyasi, ekonomik ve genel dünya sorunlarını çözecek bir çeşit barış konferansı şeklinde düşünülmek istenmiştir. Ancak, uygulamada Dumbarton Oaks Önerileri üzerinde görüşmelerin yapıldığı ve bu konuda karara varıldığı bir yer olmuştur.

Konferansta görüşmeler uzun ve çekişmeli geçmiştir. Bunda, kurulması öngörülen Birleşmiş Milletler Örgütü’nün yapısı, örgütte devletlerin temsil şekillerinin ve etkilerinin nasıl olacağı konularında farklı davranışlar önemli rol oynamıştır. Asıl çekişme ve çatışma da “Büyük Devletler” ile “Küçük Devletler” arasında olmuştur. Aralarına Fransa’nın da katılmasıyla sayıları beşi bulan “Büyük Devletler”, örgüt üzerinde kesin üstünlük kurmak ve bunu Antlaşmaya koydurmak istemişler, diğerleri de buna karşı çıkmışlardır. Sonuçta, Genel Kurul’da devletlerin eşitliği, ancak Güvenlik Meclisi’nde Büyük Devletlerin üyeliklerinin sürekliliği ve “veto” haklarının varlığı kabul edilmiştir.

Bu arada, daha konferansın ilk günlerinden itibaren Büyük Devletlerin, özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyet Rusya’nın arasında önemli anlaşmazlıklar çıkmıştır. Bunlar da, bu iki büyük müttefik devletin, savaş sonu beklentileri ile savaştan sonra izleyecekleri siyasetin farklı olacağını ve birbirlerine karşı tutum alacaklarını açıkça ortaya koyan önemli ilk gelişmeler olmuştur. Bu devletler şunlardı: Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Sovyetler Birliği ve Çin. Konferansta, Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyet Rusya arasında ilk anlaşmazlık, Polonya’nın temsil şekli ve konusunda ortaya çıkan bir olayla başlamıştır.

Sovyetler, toplantıda kendi denetimlerinde olan Polonyalıların, Amerikalılar da geçici Polonya Hükümeti’nin Polonya’yı temsil etmesini istemişlerdir. Bu konu uzun tartışmalara yol açmış, sonuçta Amerikalıların isteği doğrultusunda bir karar kabul edilmiştir. Diğer bir anlaşmazlık, Konferans Başkanlığı konusu olmuştur. Başkanlığın, davet eden ülkeye, yani Amerika Birleşik Devletleri’ne verilmesi gerekirken, Sovyetler, eşitlik ilkesini öne sürerek buna karşı çıkmışlardır. Sonuçta, Başkanlığın, davet eden dört Büyük Devlet tarafından sırayla yürütülmesi üzerinde anlaşmaya varılmıştır.

Bu arada Sovyetler, Konferansta, Yalta Konferansı kararlarına uygun olarak Ukrayna ile Beyaz Rusya’nın da egemen topluluklar şeklinde Konferansa katılmalarını istemişlerdir. Amerikalılar bu öneriyi istemeyerek de olsa kabul etmişlerdir. Konferansta, iki büyük devlet arasında bu çekişmeler olurken, Roosevelt’in ölmesi üzerine daha yeni Başkan olan Truman, Stalin’e sert bir mesaj göndermiş ve Amerikan Dışişleri Bakanı da, San Fransisco’da Sovyetler Birliği Dışişleri Bakanı Molotov’a, Amerika Birleşik Devletleri’nin Sovyetler Birliği’ne karşı yeni tutumunu şöyle açıklamıştır: ”Bundan böyle Rusya’ya Amerikan yardımı, bütünüyle Amerikan milletinin düşüncesine ve duygusal durumuna bağlı olacaktır. Bu konferans, Rusya’nın, bizim yardımımıza liyakatine bir ölçü olacaktır. Roosevelt’in Rusya’yı yatıştırma politikası artık sona ermiştir. Bundan böyle ilişkilerimiz (ver, al) esası üzerinde yürüyecektir. Barış yararına hepimizin birlik halinde olmamız gerekiyor. Bu bakımdan (ver, fakat alma) sistemini bundan böyle kabul etmeyeceğiz”.

Bu açıklamalardan anlaşılacağı gibi Amerika Birleşik Devletleri, San Fransisco Konferansı sırasında, Sovyet Rusya’ya yapmakta olduğu yardımı, Rusya’nın Konferanstaki tutumunu da ölçü alarak keseceğini, daha önemlisi Sovyet Rusya’ya karşı izlediği siyaseti değiştirdiğini açıkça belirtmiştir. Bu da, iki büyük müttefikin, bundan böyle dış siyasetlerinin farklı yönlerde gelişeceğini göstermiştir. San Fransisco Konferansı, bu ortamda Dumbarton Oaks Önerilerini esas alarak ve bu önerileri geliştirerek, Birleşmiş Milletler Antlaşmasını hazırlamıştır. Bu Antlaşma da, konferansın 26 Haziran 1945 günü yaptığı toplantıda, konferansa katılan 51 devletin48 oybirliği ile kabul edilmiştir.

postdam konferansı

13-) Potsdam Konferansı: 17 Temmuz – 2 Ağustos 1945 tarihleri arasında Almanya’nın Potsdam şehrinde yapılan konferansa verilen addır. 7 Mayıs 1945’te Almanya’nın teslim olmasından sonra, bundan önceki konferanslardan farklı olarak, savaşın nasıl bitirileceğini değil, barışın nasıl sağlanacağını konu alan Potsdam Konferansı, 2. Dünya Savaşı’nın ve “Üç Büyüklerin” yaptıkları son büyük konferans oldu. Potsdam Konferansı’nda görüşülen konular şunlardır:

Sovyetler Birliği, 16 Ağustos 1945’te Polonya ile yaptıkları bir antlaşma ile Polonya-SSCB sınırını Curzon Çizgisi olarak kabul ettirdiler.

Almanya’daki tüm Nazi kurumlarının ortadan kaldırılmasına, Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Fransa ve Sovyetler Birliği işgal bölgelerinde ayrı ayrı demokratik rejimlerin kurulmasına, Alman savaş endüstrisinin barış ekonomisinin gereksinimlerine göre yapılandırılmasına, Tamirat borcu için herhangi bir rakam tespit edilmemesine, Sovyetler Birliği’nin, ABD, Birleşik Krallık ve Fransız işgal bölgelerinden herhangi bir tamirat borcu talep etmemesine, Barış ekonomisi için gerekli olmayan endüstriyel teçhizatın pek az bir kısmının Sovyetler Birliği’ne verilmesine, Alman donanmasının büyük bölümünün tahrip edilmesine, Savaş suçlularının yargılanmasına karar verildi.

Avusturya ve başkenti Viyana, Almanya örneğinde olduğu gibi dört devlet arasında işgal bölgelerine ayrıldı.

İtalya’nın 1943 yılından beri demokrasi yolunda gösterdiği gelişmeler dikkate alınarak bu ülkeye barış için öncelik verilmesi ve barış hükümlerinin mümkün olduğu kadar yumuşak tutulması fikri benimsendi. Sovyetler Birliği’nin, Akdeniz ve Kızıldeniz’de bulunan İtalyan sömürgelerinden pay istekleri yönündeki talepleri ise ciddiye alınmadı.

Sovyetlerin uydu devletleri ile ilgili, Sovyetlerin askerî işgali altına girmiş olan ve hükümetlerinde de komünistlerin egemen olduğu Romanya, Bulgaristan ve Macaristan idi. Sovyetler Birliği, barış yapılmadan önce, ABD ve Birleşik Krallığın bu ülkelerdeki hükümetleri tanımalarını istedi. Ancak, ABD ve Birleşik Krallık ilgili ülkelerle barış yapılmadıkça, böyle bir tanımayı ve dolayısıyla Sovyet teklifini kabul etmediler.

İspanya savaşa katılmamakla birlikte Mihver devletleri ile işbirliği yaptığı için Milletlere alınmaması görüşü benimsendi.

İran’ın derhal boşaltılmasına karar verildi

Sovyetler Birliği, Türkiye’nin zayıf olması fikrinden hareketle serbest geçiş için gereken garantiyi sağlayamadığını, bu sebeple Boğazların Sovyetler Birliği ile Türkiye’nin ortak kontrolü altına konulmasının uygun olacağını ileri sürdü. Kısacası, Boğazlar’dan üs talep ettiler. ABD ile Birleşik Krallık ise Sovyetlerin Boğazlar’dan tam geçiş serbestîsine taraftar idiler. Konu hakkında herhangi bir karar alınmadı ve her devletin görüşünü Türkiye’ye bildirmesi kararlaştırıldı.

Son bir değerlendirme,

Bu konu hakkında kısa bir değerlendirme yapacak olursam, Bu konferansların çoğunda ABD ve İngiltere’nin Yeni Dünya düzeninde ve küresel ticaret ağında söz sahibi olmaya yönelik hareket ettikleri ortadadır. Bana göre 2. Dünya savaşı sırasında bu kadar fazla konferansın toplanmasının sebebi müttefikler arasındaki görüş farklılıkları ve müttefiklerin birbirlerine olan güven sorunlarıdır. Bu görüşe bizi de ilgilendiren bir örnek verebilirim. İngiltere Başkanı Churchill savaşın devamlılığı için Türkiye’yi savaşa sokup Türkiye üzerinden bir cephe açmayı sık sık dile getirmiştir. Buradaki amacı savaşı kazanmak değildir, müttefik devletler zaten savaşı kazanacaklardı buradaki asıl sorun savaş sonrası Avrupa ve Balkanlarda paylaşım nasıl olacak gerginliğiydi ve bunu neredeyse her konferansta görüyoruz.

Churchill, SSCB’nin Avrupa ve Balkanlardaki ilerleyişinden tedirgindi. Yine bu konferansların Türk Dış Politikasına yansımaları bakımından Boğazlar meselesi bizim için önemlidir. Bilindiği üzere SSCB’nin açık denizlere çıkabilmesinin tek yolu Türkiye boğazlarından geçiyor.
Yalta ve sonrasında ise Potsdam Konferanslarında SSCB’nin Boğazlardan serbest geçişi hatta Boğazlarda Türk-SSCB ortak kontrolü masaya yatırılmıştır böyle bir olay gerçekleşseydi Türk Egemenliğine büyük bir darbe olurdu ayrıca Türkiye yavaşça Sovyetlerin etkisine girmeye başlardı. Boğazlar sorunu Türk Dış Politikasını geçmişte de epeyce meşgul etmiştir ve görünen şu ki gelecekte de meşgul edecektir.

Bunların dışında bu konferanslarda alınan birtakım önemli kararlar ile uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi sağlanmıştır, uluslararası yeni bir örgütün kurulmasına karar verilmiştir. Almanya’nın parsel parsel paylaşıldığını görmekteyiz şuan ki disiplinli, kararlı, ekonomisi güçlü Almanya bir anda ortaya çıkmadı Berlin ikiye bölündü. Doğu tarafındakiler Sovyet baskısını ve Sovyet yönetimini tattılar. Bu savaş sırasında yapılan konferanslarda ciddi görüş ayrılıkları kendisini belli etmişti 2. Dünya Savaşından sonra da dünya yeni bir krizin içine girmiştir, Soğuk Savaş dönemi başlamıştır.

Yorum Yap

Yorum Yap