1. Ana Sayfa
  2. İslam Tarihi
  3. Medine Sözleşmesi

Medine Sözleşmesi

medine sözleşmesi

Medine Sözleşmesi Nedir?

Medine Sözleşmesi, Hicret‘ten sonra Hz. Muhammed tarafından düzenlenen bir sözleşmedir. Medine’de kurulan yeni devletin anayasasıdır diyebiliriz. Bu sözleşme sadece Müslümanları değil aynı zamanda Yahudileri ve Paganları da kapsamaktadır.

Medine Sözleşmesinin Maddeleri

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Madde 1) Bu kitap, Peygamber Muhammed tarafından Kureyşli ve Yesribli mü’minler ve Müslümanlar ve bunlara tabi olanlara sonradan iltihak etmiş olanlar ve onlarla beraber cihad edenler olmak üzere tanzim edilmiştir.

Madde 2) İşte bunlar, diğer insanlardan ayrı bir ümmet teşkil eder

Madde 3) Kureyş’ten olan muhacirler, kendi aralarında adet olduğu veçhile, kan diyetlerini ödemeye iştirak ederler ve onlar harp esirlerinin fidye-i necatını mü’minler arasındaki iyi ve makul bilinen esaslara ve adalet umdelerine göre ödemeye iştirak edeceklerdir.

Madde 4) Benu Avf’lar, kendi aralarında adet olduğu veçhile evvelki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye iştirak edeceklerdir ve her zümre harp esirlerinnin fidye-i necatını mü’minler arasındaki iyi ve makul bilinen esaslara ve adalet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.

Madde 5) Benu Haris’ler, kendi aralarında adet olduğu veçhile, evvelki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre harp esirlerinin fidye-i necatını mü’minler arasındaki iyi ve makul bilinen esaslara ve adalet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.

Madde 6) Benu Saide’ler, kendi aralarında adet olduğu veçhile, evvelki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre harp esirlerinin fidye-i necatını mü’minler arasındaki iyi ve makul bilinen esaslara ve adalet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.

Madde 7) Benu Cuşem’ler kendi aralarında adet olduğu veçhile, evvelki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her zümre harp esirlerinin fidye-i necatını mü’minler arasındaki iyi ve makul bilinen esaslara ve adalet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.

Madde 8) Benu’n-Neccar’lar, kendi aralarında adet olduğu veçhile, evvelki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre harp esirlerinin fidye-i necatını mü’minler arasındaki iyi ve makul bilinen esaslara ve adalet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.

Madde 9) Benu Amr İbn Avf’lar, kendi aralarında adet olduğu veçhile, evvelki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre harp esirlerinin fidye-i necatını mü’minler arasındaki iyi ve makul bilinen esaslara ve adalet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.

Madde 10) Benu’n-Nebit’ler, kendi aralarında adet olduğu veçhile, evvelki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre harp esirlerinin fidye-i necatını mü’minler arasındaki iyi ve makul bilinen esaslara ve adalet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.

Madde 11) Benu’l-Evs’ler, kendi aralarında adet olduğu veçhile, evvelki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre harp esirlerinin fidye-i necatını mü’minler arasındaki iyi ve makul bilinen esaslara ve adalet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.

Madde 12-a) Mü’minler aralarında ağır mali mesuliyetler altında bulunan hiç kimseyi bu halde bırakmayacaklar, fidye-i necat veya kan diyeti gibi borçlarını iyi ve makul bilinen esaslara göre vereceklerdir.

Madde 12-b) Hiçbir mü’min diğer bir mü’minin Mevlasına müracaat edemez.

Madde 13) Takva sahibi mü’minler, kendi aralarında mütecavize veya haksız bir fiil ika’ını tasarlayan, yahut bir cürüm yahut bir hakka tecavüz veyahut da mü2minler arasında bir karışıklık çıkarma kasdını taşıyan kimseye karşı olacaklar ve bu kimse onlardan birinin evladı bile olsa, hepsinin elleri onun aleyhine kalkacaktır.

Madde 14) Hiçbir mü’min bir kafir için, bir mü’mini öldüremez ve mü’min aleyhine hiçbir kafire yardım edemez.

Madde 15) Allah’ın zimmeti himaye ve teminatı bir tektir. Mü’minlerin en ehemmiyetsizlerinden birinin himayesi onların hepsi için hüküm ifade eder. Zira, mü’minler diğer insanlardan ayrı olarak birbirlerinin mevlası durumundadırlar.

Madde 16) Yahudilerden bize tabi olanlar, zulme uğramaksızın ve onlara muarız olanlarla yardımlaşılmaksızın, yardım ve müzaheretimize hak kazanacaklardır.

Madde 17) Sulh, mü’minler arasında bir ve tektir. Hiçbir mü’min Allah yolunda girişilen bir harpte, diğer mü’minleri hariç tutarak, bir sulh anlaşması akdedemez; bu sulh ancak onlar arasında umumiyet ve adalet esasları üzere yapılacaktır.

Madde 18) Bizimle beraber iştirak eden bütün askeri birlikler, birbirleriyle münavebe edeceklerdir.

Madde 19) Mü’minler birbirlerinin Allah yolunda akan kanlarının intikamını alacaklardır.

Madde 20-a) Takva sahibi mü’minler en iyi ve en doğru yol üzerinde bulunurlar

Madde 20-b) Hiç bir müşrik, bir Kureyşlinin malını ve canını himayesi altına alamaz ve hiçbir mü’mine bu hususta engel olamaz.

Madde 21) Herhangi bir kimsenin bir mü’minin ölümüne sebep olduğu kat’i delillerle sabit olur da, maktulün vesilesi rıza göstermezse, kısas hükümlerine tabi olur; bu halde, bütün mü’minler ona karşı olurlar. Ancak bunlara sadece tatbiki için hareket etmek doğru olur.

Madde 22) Bu yazunın muhteviyatını kabul eden, Allah’a ve ahiret gününe inanan bir mü’minin bir katile yardım etmesi ve ona sığınacak bir yer temin etmesi doğru değildir; ona yardım eden veya sığınacak bir yer gösterene kıyamet günü, Allah’ın laneti ve gazabı nasib olacaktır ki, o zaman artık kendisinden ne bir para tediyesi ne de bir taviz bedeli alınacaktır.

Madde 23) Üzerinde ihtilafa düştüğünüz herhangi bir şey, Allah’a ve Muhammed’e götürülecektir, Selam O’na olsun.

Madde 24-) Yahudiler, mü’minler gibi muharebeye devam ettiği müddetçe kendi harp masraflarını karşılamak mecburiyetindedirler.

Madde 25-a) Benu Avf Yahudileri mü’minlerle birlikte bir camia teşkil ederler. Yahudilerin dinleri kendilerine, mü’minlerin dinleri kendilerinedir. Buna, gerek mevlaları ve gerekse bizzat kendileri dahildirler

Madde 25-b) Yalnız kim ki haksız bir fiil irtikab eder veya bir cürüm ika eder, o sadece kendine ve aile efradına zarar vermiş olacaktır.

Madde 26) Benu’n-Neccar Yahudileri de Benu Avf Yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır.

Madde 27) Benu’l-Haris Yahudileri de Benu Avf Yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır.

Madde 28) Benu Saide Yahudileri de Benu Avf Yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır.

Madde 29) Benu Cuşem Yahudileri de Benu Avf Yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır.

Madde 30) Benu’l-Evs Yahudileri de Benu Avf Yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır.

Madde 31) Benu Sa’lebe yahudileri de Benu Avf Yahdileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır. Yalnız, kim ki haksız bir fiil irtikab eder veya bir cürüm ika eder, o sadece kendini ve aile efradını zarardide etmiş olacaktır.

Madde 32) Cefne ailesi Sa’lebe’nin bir koludur; bu bakımdan Sa’lebeler gibi mülahaza olunacaklardır.

Madde 33) Benu’ş-Şuteybe de Benu Avf Yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır. Kaidelere muhakkak riayet edilecek, bunlara aykırı hareket olmayacaktır.

Madde 34) Sa’lebenin mevlaları, bizzat Sa’lebeler gibi mülahaza olunacakdır.

Madde 35) Yahudilere sığınmış olan kimseler, bizzat Yahudiler gibi mülahaza olunacaklardır.

Madde 36-a) Bunlardan hiçbir kimse Müslümanlarla birlikte bir askeri sefere, Muhammed (s.a.v)’in müsaadesi olmadan çıkmayacaktır.

Madde 36-b) Bir yaralamanın intikamını almak yasak edilmeyecektir. Muhakkak ki bir kimse bir adam öldürecek olursa, neticede kendini ve aile efradını mes’uliyet altına sokar; aksi halde haksızlık olacaktır. Allah bu yazıya en iyi riayet edenlerle beraberdir.

Madde 37-a) Bir harp vukuunda Yahudilerin masrafları kendi üzerine ve Müslümanların masrafları kendi üzerinedir. Muhakkak ki, bu yazıda gösterilen kimselere harp açanlara karşı, onlar kendi aralarında yardımlaşacaklardır. Onlar arasında hayırhahlık ve iyi davranış bulunacaktır. Kaidelere muhakkak riayet edilecek, bunlara aykırı hareketler olmayacaktır.

Madde 37-b) Hiç kimse müttefikine karşı bir cürüm ika edemez. Muhakkak ki zulmedilene yardım edilecektir.

Madde 38) Yahudiler Müslümanlarla birlikte, beraberce harp ettikleri müddetçe masrafta bulunacaklardır.

Madde 39) Bu yazının gösterdiği kimseler için Yesrib vadisi dahili cevf, mukaddes bir yerdir.

Madde 40) Himaye altındaki kimse, bizzat himaye eden kimse gibidir; ne zulmedilir ve ne de kendisi cürüm ika edecektir.

Madde 41) Himaye verme hakkına sahip kimselerin izni müstesna, bir himaye hakkı verilemez.

Madde 42) Bu yazıda gösterilen kimseler, arasında zuhurundan korkulan bütün öldürme yahut münazaa vakalarını Allah’a ve Rasulullah Muhammed (s.a.v.)’e götürmeleri gerekir. Allah, yazıya en kuvvetli ve en iyi riayet edenlerle beraberdir.

Madde 43) Ne Kureyşliler ve ne de onlara yardım edecek olanlar, himaye altına alınmayacaklardır.

Madde 44) Müslümanlar ve Yahudiler arasında, Yesrib’e hücum edecek kimselere karşı yardımlaşma yapılacaktır.

Madde 45-a) Şayet Yahudiler, Müslümanlar tarafından bir sulh akdetmeye veya bir sulh akdine iştirake davet olunurlarsa, bunu doğrudan doğruya akdedecekler veya ona iştirak edeceklerdir. Şayet Yahudiler, Müslümanlara aynı şeyleri teklif edecek olurlarsa, mü’minlere karşı aynı haklara sahip olacaklardır; din mevzuunda girişilen harp vak’aları müstesnadır.

Madde 45-b) Her bir zümre gerek müdafaa ve gerekse sair ihtiyaçlar hususunda kendilerine ait mıntıkadan sorumludurlar.

Madde 46) Bu yazıda gösterilen kimseler için ihdas edilen şartlar, aynı şekilde Evs Yahudilerine, yani onların mevlalarına ve bizzat kendi şahıslarına, bu yazıda gösterilen kimseler tarafından sıkı ve tam bir muhafazakarlık ile tatbik olunur. Kaidelere muhakkak riayet edilecek, bunlara aykırı hareket olmayacaktır. Ve haksız şekilde kazanç temin edenler, sadece kendi nefsine zarar vermiş olurlar. Allah bu yazıda gösterilen maddelere en doğru ve en mükemmel riayet edenlerle beraberdir.

Madde 47) Bu yazı, bir haksız fiil ika eden veya cürüm işleyen ile ceza arasına engel olarak giremez. Kim ki, bir harbe çıkar, emniyette olur veya kim ki, Medine’de kalırsa yine emniyet içindedir; haksız bir fiil ve cürüm ikaı halleri müstesnadır. Allah ve Resulullah Muhammed (s.a.v.) himayelerini, bu yazıyı tam bir sadakat ve dikkat içinde muhafaza eden kimseler üzerinde tutacaklardır.

Yorum Yap

Yorum Yap