1. Ana Sayfa
  2. Türk Tarihi
  3. Türklerin İslamiyeti Kabulü ve Türk İslamı

Türklerin İslamiyeti Kabulü ve Türk İslamı

Türklerin islamiyeti kabulü ve türk islamı

Türklerin İslamiyeti Kabulü Ve Yaşanan Gelişmeler

Tarih boyunca Türklerin çeşitli dinlere bağlı kaldıklarını ve din değiştirdiklerini biliyoruz. Bu dinler Budizm, Maniheizm, Musevilik ve Hristiyanlık olarak karşımıza çıkmıştır. Türklerin 10. yüzyılda bir kez daha din değiştirdiklerini göreceğiz, bu din İslam olacaktır. Diğer dinlere geçişler genellikle tek bir Türk topluluğu ile sınırlı kalmıştır. Maniheizmi Uygurlar, Museviliği Hazarlar gibi. İslamiyet dediğimizde Türk topluluklarının büyük çoğunluğu 10. yüzyılda İslamiyet’i kabul etmişlerdir. Türklerin İslamiyet ile ilk karşılaşmaları 7. yüzyılın ortalarında Sasani İmparatorluğu’nun yıkılıp İslam orduları ile Türklerin sınırdaş hale gelmesiyle yaşanmıştır. Müslümanlar ile Türklerin sınırdaş hale gelmesinden sonra bireysel olarak tek tük İslamiyet’i kabul eden Türkler vardır. Fakat Türklerin kitleler halinde İslamiyet’e geçişleri 10. yüzyılda yaşanacaktır.

Türklerin İslamiyet’i kabulü denilince olay iki görüş ile açıklanmaya çalışılır. İlki Türklerin İslamiyet’i kılıç zoru ile kabul ettikleri görüşüdür. İkincisi ise Türkler İslamiyet ile karşılaştıklarında kendi inançlarına çok benzediğini görüp kabul ettiler görüşüdür. Bu iki görüş de yanlıştır, Türkler hayatın akışı içerisinde Müslüman olmuşlardır. Elbette ki İslam ve Türk inançlarının benzerliğinin etkisi vardır fakat bu kesin sebep diyemeyiz. Türklerin 7. yüzyılda İslamiyet ile karşılaşmaları fakat 10. yüzyılda kitleler halinde kabul etmelerinin sebebi nedir? İlk karşılaşmalar düşmanca olmuştur, mantıken bir kişi düşmanım dediği kişinin dinini benimsemez.

İslam Orduları bir süre sonra zayıflayınca Seyhun Nehri’nin ilerisine geçemeyeceklerdir. Bununla beraber Orhun Uygur Kağanlığının yıkılışı ile Uygur, Basmık, Karluk, Yağma, Çii Boylarının ve Kırgızların güneyden batıya doğru çekilmesi ile beraber Türk Boyları birbirlerini batıya doğru iteceklerdir. Türklerin geldikleri coğrafyalar daha önce İslamlaştırılmış coğrafyalar olacaktır. Dolayısıyla hayatın akışı ile beraber zamanla Türk Boyları da İslamlaşacaklardır. İlk İslamlaşmalar ile beraber Türklere İslamiyet’i anlatmak üzere Yesevi Ekolü faaliyete başlamıştır. Önceleri Türkler İslam’ı Araplardan öğreniyorlardı fakat şimdi Türkler kendisi gibi Türklerden İslam’ı öğrenmeye başlıyorlar. Dolayısıyla daha etkili olmuştur, İslamiyet’e geçişler kolaylaşmıştır ve hızlanmıştır.

Talas Savaşı

Talas Savaşı

751 Yılında gerçekleşen Talas Savaşı genel olarak Türkler ile Araplar arasında yapıldı diye biliniyor fakat bu yanlış bir bilgidir. Bu savaş Arap-Çin savaşıdır. Savaş öncesinde Çinliler ile Türklerin yaptıkları bir anlaşma vardır. Ancak Çinliler tarihten gelen düşmanlıkları nedeniyle anlaşmaya uymaz ve geçtikleri Türk bölgelerini yağmalar. Bu sebepten dolayı Türkler taraf değiştirir ve Talas Savaşı’nda Arapların yanında yer alır. Bu savaşta Arap ve Türk birlikleri Çinlileri mağlup ederler. Bu savaşın sonucunda Arap – İslam – Türk ilişkilerinde olumlu yönde gelişmeler yaşanır. Çeşitli kaynaklarda 751 Talas Savaşı ile beraber Türklerin İslamiyet’i kabul ettikleri söylenir fakat bu tek başına bir sebep değildir.

Türklerin İslamiyete Geçişine Etkili Sufi İslam Anlayışı

İslam dini Türklere yeni bir anlayış ile sunulacaktır. Biz bu anlayışa Sufi İslam Anlayışı diyoruz. Allah’a ulaşmayı, Allah’ın sevgisini kazanabilmeyi hedefleyen bunun için de içsel ve sezgisel inanışa vurgu yapan bir öğreti. Bu öğretiye göre insan ilk önce Allah’ı kalbinde hissetmeli ve Allah ile bağlantıyı o his ile sağlamalı. Eski Türk dininde de ibadet yoktu, insanlar Tanrı ile iletişimi kalpte hissederek kuruyorlardı. Sufi görüşünde Kalp = Beytullah = Allah’ın evi.

Bu Sufi hareketi ibadeti zorla dayatmayarak önde tutmayarak İslam öğretisini sununca Türklerin İslamiyet’e geçişleri kolaylaşmıştır ve hızlanmıştır. Esasında Türkler İslam’ı Araplardan öğrenmedi, Müslüman İranlılardan öğrendiler. Bu öğreti neticesinde ilk zamanlarda Türkler arasında ibadet, amel biraz geri planda tutuldu.

Moğol İstilası bu Sufi inanışı yeni bir boyuta taşımıştır. Moğol İstilası ile birlikte Orta Asya’dan kopan topluluklar İslamlaşan coğrafyalara taşmaya başlamışlardır. Bu coğrafyalara yerleşen topluluklar zamanla İslam’ı kabul etmişlerdir. Fakat bu topluluklar eski inançlarına ait olan uygulamalarla beraber geldiler ve İslamiyet’i kabul ettiler. Böylece eski dinlerine ait uygulamalar İslami bir renge büründü. Buna Heterodoks İslam diyoruz. Heterodoks İslam, Türklerin daha önceleri kabul ettikleri dinlerin hepsine özgü bazı uygulamalar içeriyor. Bakıldığı zaman Müslümanlar fakat dini uygulamalara bakılınca Müslümanlıkla pek alakaları yok.

Türkler eski uygulamalarını tamamen terk etmiyorlar, bunları İslam’a uydurmaya çalışıyorlar. Bu yapı içerisinde toplum kendisini din dışı görülen uygulamalar ile bile Müslüman olarak görüyor. Örnek vermek gerekirse mezar taşları İslamiyet’te yoktur fakat eski Türk adetlerinden gelmiştir. Veya kurşun dökmek İslamiyet’te yoktur fakat eski Türk uygulamalarından birisidir. Türkler adetlerini ve uygulamalarını İslamiyet’e uyarlamışlardır. Böylelikle ortaya Türk İslam‘ı diye bir kavram çıkmıştır.

Yorum Yap

Yorum Yap