1. Ana Sayfa
  2. Türk Tarihi
  3. Atatürk’ün Halkçılık İlkesi Anlayışı

Atatürk’ün Halkçılık İlkesi Anlayışı

Atatürk'ün Halkçılık İlkesi Anlayışı

Atatürk’ün Halkçılık İlkesi Hakkındaki Görüşleri

Halkçılık; Halkın eşitliğini benimseyen ve sınıflaşmanın önüne geçmeyi hedefleyen bir ilkedir. Halkçılık ilkesinin önemi, demokrasinin eşit uygulanmasını sağlayacak olmasıdır. Yani halkçılık eşittir demokrasi bile diyebiliriz. Atatürk, artık eski sistemin yeterli gelmediğinin farkındaydı çünkü eski Türk devletlerinin yapısındaki kurultay sistemi daha demokratik ve uzun ömürlüyken, modern çağa baktığında artık imparatorlukların çöktüğünü ve yetersiz kaldığını görmüştür. Bu yüzden yeni, modern ve Türk halkına en uygun yönetim şeklinin demokrasiden başka bir şey olmaması gerektiğini anlamıştır.

İmparatorluk sisteminin bozulması ve farklı halkların yarattığı kargaşa, içinden çıkılamaz bir haldeydi. Türk halkının kadim toprakları yabancı eller tarafından bir bir parçalanmaktaydı. Türk halkını yalnızca yine Türk halkının kendi azmi kurtaracaktı ve onu ilelebet devam ettirmek yalnızca yeni ve sağlam bir sistem ile mümkün kılınabilirdi. Bundan mütevellit Cumhuriyetin uygulanması başarısı ancak demokrasi ile mümkün kılınabilirdi.

Atatürk, bu cümle ile demokrasi şeklini açıklamaktadır; “Demokrasinin bütün anlamıyla ideali, milletin tamamının aynı zamanda yöneten durumda bulunabilmesi, hiç olmazsa devletin son iradesini yalnız milletin ifade etmesini ve belirtmesini ister. Ne yazık ki, milletlerin nüfus çokluğu, düşünce eğitimi düzeyleri, idealin uygulanmasında, idealden büsbütün yoksunluğa yol açacak ihtiyatsızlıklardan kaçınmayı gerektirmektedir. Şu duruma göre demokrasi ilkesinin en modern ve mantıksal uygulamasını sağlayan hükümet biçimi, Cumhuriyettir.”

Atatürk ve Halkçılık
Atatürk vatandaşı dinlerken

Halkçılık ilkesi çok kapsamlı bir ilke olduğundan dolayı onu açıklamak için demokrasi ve cumhuriyet kavramını sık sık kullanmak gerekir. Atatürk’ün de belirttiği gibi halkçılık ilkesi için ilkin devletin kurulup Cumhuriyet ilan edilmesi gerekir. Sonrasında ise devletin halka, halkın devlete karşı görev ve sorumlulukları vardır. İmparatorluklarda halk için bu durum iyice eziyete dönmüştü. Atatürk halkçılıkla ilgili görüşlerinde bol bol vatandaş ve devlet arasındaki ilişkiye değinmiş ve karşılıklı görevlerin yapılmasının altını önemle çizmiştir. Devlet ve birey birbirine karşı değil, birbirinin tamamlayanıdır. Atatürk, halkın özgürlüğüne kavuşmasını amaçlamış ve yönetime katkı sağlayarak en verimli devlet şeklinin uygulanması amacını gütmüştür. Halk ve devlet arası sorumlulukları, hakları yasalarla güvence altına almıştır. Yapılan çalışmalar ile halkın gelişimini sağlayacak, devleti kalkındıracak ve eşitliğe giden yolu açacaktı. Bu çalışmalar;

  • Cumhuriyetin ilanı,
  • Kadınlara seçme ve seçilme haklarının verilmesi,
  • Kılık, kıyafet, ölçü, harf gibi inkılapların yapılması,
  • Eğitimde zorunluluğun getirilmesi,
  • Soyadı kanununun ilanı ve ayrıcalık belirten lakapların yasaklanması.

Bunlar gibi pek çok yasa ve yenilik sayesinde Atatürk hedefi olan eşitliği ve yeni bir devlet düzenini oluşturmuş ve halka gereken yönetime katılma hakkı verilmiş. Atatürk, kendini sık sık geliştirmek için elinden geleni yaparken farklı konularda uzmanlıkları olan insanlara uzmanlıklarından çok uzak şeyler sorarak kendini geliştirmenin gerekliliğini gözler önüne sermiştir. Kendisi gelişerek halka da yol gösterici olmaya çalışmış ve teşvik etmiştir.

Atatürk’ün Halkçılık anlayışı devlet sınırları içerisinde yaşayan her bireyin arasında fark gözetmeksizin eşitliğin sağlanması şeklinde ortaya çıkmıştır. Irkçı, saldırgan, ezici değil aksine birleştirici, eşitlikçi, demokratiktir. Atatürk, ayrımcılığın toplumu birleştirmeyeceğinin aksine gelecekte belli zümrelerin üstte olmasının yönetimde sıkıntı çıkaracağını görmüştür. Belirli bir zümre veya sınıfa güvenmektense tüm halka güvenip onlara haklarını teslim etmenin doğruluğu ve istikrarı sağlayacağı gerçeğini öngörmüştür. Elbette halkın sorumluluğunu yerine getirmesi için yasalarla gereğini yapmıştır. Seçimler halkın katılımını sağlamak amacıyla zorunlu haldedir ve en etkin şekilde katılımı sağlamak amaçlanır. Yüksek katılım oranları sayesinde halk yönetimde söz sahibi olur ve hakkı olan şekilde yönetilmesi hedefine ulaşılmaya çalışılır. Tüm ilkeler bir arada en etkin yönetim şekline evrilir.

Atatürk'ün Halkçılık ile İlgili Sözleri
Atatürk Halk ile Sohbet Ederken

Atatürk’ün Halkçılık İle İlgili Sözleri ve Sonuç

Millete efendilik yoktur; hizmet etme vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur.

Herhalde halkımızı idare ile yakından ilgilendirmek, yani idareyi doğrudan doğruya halkın eline verebilecek bir idare şeklini tesis etmek hem ulusal egemenliğin gerçek olarak temsili ve hem de bu sayede halkın benliğini anlaması itibarıyla gerekli idi. İşte bu düşüncelerin, bu araştırmalardan esinlenerek olarak proje yapılmıştı

Ulusumuzun bugünkü yönetimi, gerçek anlamıyla bir halk yönetimidir. Ve bu yönetim tarzı, esası danışma olan Şûra yönetiminden başka bir şey değildir.

Sonuç olarak Atatürk halkın egemenliğinin devletin bekasını sağlayacağını düşünerek ve mutlu bir halk-devlet ilişkisinin ülkeyi kalkındıracağı bilinci ile hareket etmiştir. Yapılan işlerde, uygulanan politikalarda halk-devlet ilişkisi için en uygun ve en doğru şekilde ilerlemesini sağlayacak şekilde yapmıştır. Bilinçlenmiş halk ve hizmet eden bir devlet amacı ile ilerlemiştir. Dış ve içişlerde, tarım, sağlık, eğitim, ordu, hukuk teşkilatlarına kadar hepsinde etkin eşitlikçi ve halk-devlet ilişkisini dengede tutar biçimde şekillenmiştir.

Yazan: Sena Nur BOZAN

Yorum Yap

Yorum Yap